Gelişim Daveti: Geri Bildirim

Gelişim Daveti: Geri Bildirim

Ayna, insana sadece görüntüsünü göstermez; aynı zamanda hatırlatır. “Buradasın” der. “Kendini görüyorsun.”

Ama gelişim, aynaya sadece bakmakla değil; gördüğünle ne yapacağını seçmekle başlar. Geri bildirim de işte böyle bir ayna gibidir: Karşındakinin gözünden kendini görme şansı.

Ne var ki çoğumuz geri bildirimi ya bir eleştiri ya da bir değerlendirme yöntemi olarak algılarız. Oysa gerçekte geri bildirim, bir yön tayin etme aracıdır. “Şurada çok iyisin, şurayı geliştirebilirsin” diyen bir yol arkadaşıdır. Ancak iyi bir geri bildirim kültürü oluşmadıkça insanlar bu aynaya bakmaktan çekinir; çünkü bakmak, değişmeyi de göze almayı gerektirir.

İş hayatında en sık karşılaşılan hatalardan biri, geri bildirimin yılda bir yapılan performans görüşmelerine sıkıştırılmasıdır. Oysa insan en çok günlük akışta gelişir. Basit bir teşekkür, küçük bir yönlendirme, fark edilen bir çaba, önerilen bir yöntem… Geri bildirim, hayatın içine karıştığında anlam kazanır.

En etkili geri bildirim anları, samimiyetle verilen anlardır.

Kuru bir “bunu böyle yapma” demek değil;

  • davranışın etkisini gösteren,
  • karşıdakine değer verdiğini hissettiren,
  • çözüm önerisiyle ilerleyen bir rehberliktir.

Çünkü geri bildirim, bir hatayı işaretlemek için değil; bir potansiyeli açığa çıkarmak için vardır.

Bu noktada küçük ama kritik bir ayrım ortaya çıkar: Geri bildirim, yargı değildir; davettir. “Şöylesin” demek değil, “buradan şuraya gidebilirsin” demektir.

Bunları biliyor musunuz?

Araştırmalar, düzenli ve nitelikli geri bildirim alan çalışanların:

  • İşlerine olan bağlılıklarının belirgin biçimde arttığını,
  • Kendilerini daha güvende ve değerli hissettiklerini,
  • Öğrenmeye ve denemeye daha açık olduklarını gösteriyor.

Yine benzer çalışmalarda, yöneticisinden anlamlı geri bildirim alan ekiplerin performansının, almayanlara kıyasla gözle görülür şekilde yükseldiği; takdir edilen davranışların ise tekrar edilme olasılığının katlanarak arttığı görülüyor.

Aslında rakamlar sadece şunu söylüyor: İnsan, görüldüğünü hissettiği yerde büyüyor.

Elbette bu kültür bir günde oluşmaz. İnsanların savunmaya geçmeden dinlemeyi, niyeti okumayı, karşı tarafın iyi niyetine güvenmeyi öğrenmesi gerekir. Ve bu süreç çoğu zaman büyük sistemlerle değil, küçük cümlelerle başlar:

“Yaptığın sunum çok akıcıydı.” “Bu noktada verdiğin örnek işi çok netleştirdi.” “Şurada biraz daha açarsan etkisi artabilir.” “Bu çaban fark ediliyor.”

Zamanla herkes şunu fark eder: Geri bildirim, sadece gelişimi hızlandırmaz; ilişkileri de derinleştirir. İnsanlar birbirine daha çok güvenir, daha rahat dener, daha cesur sorular sorar.

Ve sonunda geri bildirim, olması gereken yere yerleşir: Bir değerlendirme aracı değil, bir gelişim daveti olarak. Bu daveti kabul edenler de önce kendilerinde; sonra ekiplerinde ve kurumlarında gerçek bir dönüşüm başlatır.